Pandispanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pandispanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2016 Pazar

"Alâka" yemek adı mı bebeğim?

"Benden bıçkın bir delikanlı olurdu bence" dedi. "Bıçkın delikanlılık sorumluluk almayı gerektirir. Sorumlulukları kim sever allaasen?" dedi ve çizmeye devam etti. Tık!


Enci!

"Hayır, siz kim oluyorsunuz da beni Aydan Şener'e benzetebiliyorsunuz? Bu ne samimiyet?" dedi, "Hmmm, ağzım mı? Evet, sanırım ağzım Aydan Şener'e benziyor, haklısınız." dedi. Cebinde titreşen telefonuna baktı, "Ah, yine şu kredi kartı vermeye çalışan aptal banka!" dedi. "Neyse... Benim gitmem gerek." diyerek oradan mağrur bir şekilde uzaklaştı. Topuk sesi mağ-rur-mağ-rur şeklindeydi, ciddiyim! Tık o zaman!

25 Temmuz 2015 Cumartesi

Hellö!

"Bi' güzel Türkiye sabahına da uyanamadık be Scotty" diyerek elindeki birayı masaya bıraktı. Djarum'dan bi' fırt çeker gibi yaptı ama çekmedi. "Hep bu ilaç yüzünden nan!" dedi. Gözü kapının camındaki aksine takıldı, "saçlarım da uzadı hea!" dedi onay beklemeden. Birden "vallaha da aklıma geldi, büyük valizin içinde deniz ayakkabılarım." dedi. Eve gidip kontrol etmek için sabırsızlanıyordu.
Tüm bunlar olurken şarapla kafayı bulan hemcinsi sarhoş olmadığını kanıtlama; barmen arkadaş çaktırmadan manitaya mesaj atma; barın kedisi de "şu köşecikte dokunmasalar da azıcık kestirsem" derdindeydi. Tık!

26 Ağustos 2013 Pazartesi

A aaa!

Uyku tutmayınca balkona çıktı, sivrisinekleri uyandırmamak için balkon ışığını açmadı. Olabildiğince sessizdi. Önce sandalyeye oturdu, diğer sandalyeye de bacağını uzattı ve mp3 çalarından müzik dinlemeye başladı. İlk şarkının bitmesine yakın kendini sandalyede rahatsız hissetti, neyseki balık etliydi. Bi' tarafına kemik falan battığı hiç olmuyordu otururken. Sonra köşeli koltuğa uzanmak istedi ki bunun için pek elverişli değildi koltuk, dinlemedi! Kulaklığı bir süreliğine çıkardı. Kalktı, tam koltuğa yaklaşmışken bi' hışırtı duydu, yönünü kestiremedi. "Rüzgardandır" dedi. Bu sırada kulağında olmayan kulaklıktan ikinci parça yükseliyordu. Telefonunun ışığı yandı. "Sevgilim çoktan uyuduğuna göre şarjım bitiyor olmalı!" dedi, yine de gözattı, yanılmadı! Tam oturmuşken yine bi' hışırtı duydu ve bu kez solunda yerde duran çiçeğe baktı. "Ateş böceği mi?" derken onu gördü, gülümsüyordu. Sonra birden kayboldu. Koşarak ışığı açtı, bu sırada bel kemiğini çoktan masanın köşesine geçirmişti tabii. Yerinden kalkıp ışığı açıp çiçeğin başına gelmesi toplamda 4,3 saniye sürmüştü. Çiçeğe baktı, eğildi, her yaprağını ayrı ayrı inceledi fakat yoktu, gitmişti. Gülümsedi. İnanmak istediği şeylerle çok mutluydu! Bu sırada üçüncü şarkı çoktan ikinci dk'ya girmişti!

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Lara Croft muu?

Acıkınca mızmızlanmasından kendisi bile rahatsız olmuştu. "Bu böyle olmayacak!" diyerek mutfağa daldı fakat aklında bi' yemek yoktu. Kolunu kaşındıran saçından rahatsız oldu, içeri gidip saçını ördü, ellerini yıkadı ve tekrar mutfağa döndüğü sırada aynada gördüğü kendisine "Lara Croft gibi olmuşsun be ablacım! Saçlara gel!" dedi ve sonra mutfaktan çıkıp salona geçti. "Lara Croft'un mutfakta ne işi var yaaa?" dedi ve tv konsolu üzerindeki anahtarını alarak yiyecek bi'şeyler almak üzere dışarı çıktı! Tık!

20 Ağustos 2013 Salı

Yazlık Saçmalamalar

"Olm; bu yaz mevsimi iyi hoş da bazen sıcak hava olayı abartıyor bence!" deyip, su şişesini farkında olmadan açtı ve başına dikti. Ağzına damlayacak tek bir su damlası bile yoktu sanki içinde derken dilini sokup yanda asılı duran su damlasını almaya yeltendi... Şaka şaka, yapmaz o öyle şey! Tık!

4 Ağustos 2013 Pazar

Hangisi daha minnoş?

"Gel bakalım buraya sen biiii'" diyerek sırtına yapıştığı minnoşu tam beşşşyüzelliiki saat kucağından indirmedi. Bu sürede sadece Lynyrd Skynyrd dinledi hem de her bir şarkısını tam yüziki saat! Tık!

30 Nisan 2013 Salı

Uçtum!

Uçarken o kadar rahatsızdı ki, flip flop terliklerinin ayağından çıkacağından korkuyordu. "Eeeeh!" diyerek ayağından sıpıttı insanların üzerine denk getirmemeye çalışarak. Terliğin sağ teki Karaköy'deki bi' balıkçının pek de dolu sayılmayan kovasının içine düştü. Fakat o bunu farketmedi, yandaki balıkçıyla sohbet halindeydi. Balıklar için durum aynı değildi. Biri kafasına aldığı darbe ile kendini köpekbalığı sanmış olmalı ki, diğerinin kuyruğunu ısırdı. Diğeri can havliyle kovadan sıçrayıp kovanın 20cm sağına düştü ve orada zıplama teşebbüslerinde bulundu. Sohbeti bitiren balıkçı görmüş olmalı ki onu tekrar kendini köpekbalığı sanan balığın yanına attı. Falaan, filan....
Gelelim terliğin sol tekineeee : o yolun ortasına düştü ve düştüğünü gören kimseler olmadı. Önce üzerinden bir taksi, sonra halk otobüsü geçti. Yolun kenarında insanların ayaklarının altında itile itile akşam temizliğine çıkan   pos bıyıklı bi' çöpçü tarafından çöp kamyonuna atılarak ebedi yolculuğuna uğurlandı.
O ise artık daha rahat uçtuğu için mutluydu, çok mutluydu! Tık!


17 Nisan 2013 Çarşamba

Tahiti Mahiti?

Gezegenin birinde kızın birinin canı öyle bi' sıkılmış ki ayağa kalkıp "Ben Tahiti' ye tayin istiiicem, evet!" demiş. Demiş demesine fakat o iş o kadar kolay değilmiş; tam beşşş tane timsah gezdirip, bi' o kadarını da envai çeşit dokuz yapraklı yoncayla beslemesi gerekiyormuş ve tabii yıkanacak bulaşıkları hiç söylemiyorum bile! Tık!

9 Nisan 2013 Salı

Süngüsü mü düşmüş?

O kadar sıkılmış ki canı saatte 3465 km hızla esen rüzgara kafa tutabilecek seviyeye gelmiş neredeyse... Gitmiş kendine 3 farklı renkte dondurma koymuş. Bunlardan ilki annesinin ellerindeki çillere benziyormuş. 2.si  bi' ağaç gövdesine, 3.sü ise o kadar ekşiymiş ki hakkında düşünmeye bile değmezmiş. Yemiiiiş, yemiiiiş ve sonunda 3'ünü karıştırarak olağanüstü bi' renk elde etmiş. Fakat bu yeni renge güzel bi' isim veremeyecek kadar keyifsizmiş. Biraz bunu okumuş, biraz da bunu dinlemiş! Falan, filan...

6 Aralık 2012 Perşembe

Soğuğa Dayanamayan Külkedisi

"Cıbıl cıbıl da gezmedim ama neden hasta oldum ben şimdi yine?" diye söyleniyordu ki aklına sildiği yerler kurusun diye ne kadar pencere varsa hepsini açtığı geldi. Bu durumda sıklıkla kullandığı "Külkedisi'nden hallice..." lafının geçerliliği kalmıyordu. 
Ayrıca bunu ne zaman dinlese, keyiften küt diye yere düşüyordu, evet!

2 Aralık 2012 Pazar

Herhangi bi' öykünün 1/10'u :


... arkadan "şşş yavaş, düşeceksin!" diye bi' ses duyana kadar.
Usulca arkasına dönüp baktı, kimseleri göremedi. "Sen de kimsin? Neredesin?" diye bağırdı, ses gelmedi. Aklına birden şişe ve içindeki kırmızı kurdela ile sarılı kağıt geldi. "Kırmızı kurdela ile sarılmış üstelik. Kırmızı kurdela ile sarılan bi' mektup hiç kötü olabilir mi?" dedi ve tekrar sıçradı, sonra tekrar, tekrar ve tekrar... Derken yine aynı sesi duydu "yoruldun di mi?" diyordu bu kez. Arayacak gücü yoktu, "evet yoruldum, hem de çoook." dedi. "Bana yardım edebilir misin?" dedi ve ekledi "şu şişenin içindekini çoook merak ediyorum." Cevap gecikmedi: "çok isterdim fakat edemem, çünkü..." [Yazar burada çok feci tıkandığını düşünüyor, özetle: "Arkası yarın, sonraki gün, olmadı daha sonraki gün...] 

1 Aralık 2012 Cumartesi

Paris mi?

Bazen zamanın çok ötesine geçmek lazım, çok...

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Oha! Orası Peru mu?

En yakın 2 arkadaşı ile tekrar 3 kişi olarak görüşeceği için o kadar sevindi ki, mutluluktan zıpladığı yükseklikten Peru'yu gördü. Gerçekten! Tık!

24 Temmuz 2012 Salı

Ooolum bak! Hal böyle!

Abartıyorsam ne olayım! Tık!


10 Temmuz 2012 Salı

Bu ne biçim peri?

"Herkes tuttuğu dileği yere bıraksın, şimdi!" diye bağırdı. Yüzündeki serseri gülümsemeye engel olamıyordu. "Ulen, içince bi' kere de gülmesem ya?" diye iç geçirdi. Tam karşısındaki tombul kadına bakarak: "O soğan halkalarının hepsini sen mi yiyeceksin? Çooook fazla canım!" diyerek tabağı alıp, masanın sonundaki en sıska adamın önüne koydu. "Senin ihtiyacın var, ye! Ama ballı hardalla ye!" dedi. Evet, oldu tüm bunlar!

13 Haziran 2012 Çarşamba

Ciddiyim!

                                       
                          Ne demiş şair: "Ne bu be Allaam, hep bana mı?" 
                                                Tık!

11 Haziran 2012 Pazartesi

2 Haziran 2012 Cumartesi

Beni Unutma!


"Referandumda 'Evet!' demeseydi Sezen Aksu'ya daha çok saygı duyabilirdim. Ama dedi. Üzgünüm!" diyerek uzaklaştı!