Nereden başlasam diye düşünürken fotoğraf aslında herşeyi anlattı. Evet, anne oldum ben. Oih! Dünyalar tatlısı bi’ kızımız oldu Mayıs 2019’da. Neredeyse 6,5 aylık bi’ minnoş var artık hayatımızda.
Ben artık eski ben değilim, asla da olamam duygusal anlamda. “Anne olunca anlarsın”ı gerçekten anlıyorum. Dün mesela 38 derece ateşim vardı, ağır nezle, hastanede ağlayan bi’ yenidoğan gördüm annesinin kucağında. Kadının ödemi hala bacaklarında, belli ki çok yeni, en fazla 1 haftalık. Bebek ağladıkça ben de ağladım. Kadının yerine koyup kendimi ağladım, çaresizliğim aklıma geldi yine ağladım. Lohusa kafası geçiyor ama yarattığı duygusal etki belki de işte o baki...
Doğa 6. ayını doldurduğunda çalışmaya başladım. Ek gıdaya geçtik çünkü, bana olan ihtiyacı zamana yayıldı. Bırakmak o kadar zor geldi ki evden çıkarken dönüp dönüp baktım O’na. Metroda hep videolarını izliyorum hala... Bir insan büyütüyoruz ve bu dev sorumluluğu almadan önce çok düşündük eşimle “acaba bu ülke şartlarında yetebilecek miyiz çocuğa” diye. Sonra “bizim gibilere ihtiyacı var bu Dünya’nın” da dedik. Velhasıl verdiğimiz en güzel karar olmuş O’nu istemek.
Şimdi ben O’nu anlatsam uzun uzun, klasik çocuğunu dilinden düşürmeyen tiplere dönerim ki en dikkat ettiğim şey bu arkadaşlar arasında, sorulmadan anlatmıyorum bebeğimi. Ben sıkılıyordum böyle tiplerden, başkasına aynı şeyi yaşatmam.
Demem o ki bu blog artık minik bi’ cimcimeyi de ağırlayacak konularda. Doğa ne yedi? Kakişi nasıl? başlıkları değil de benim hissettiklerimi yazacağım. Büyüdüğünde okusun diye O’na mail atıyorum. Bu blog sadece benim için, benim hissettiklerim... Ha büyüyünce Blogger hala yerinde duruyorsa okur.
Hastayım diye maskeyle dolaşıyorum evde. Sadece emzirmek için kucağıma alıyorum. O kadar çok özledim ki O’nu, buna da ağlıyorum. Ahahaha evrildiğim hale bak. İyi ki de evrilmişim.
Hoşgeldin bebeğim, burası annenin bloğu. Tık!
PS: Babasının sevdiği, Doğa’yı ilk 4 ay uyuttuğumuz şarkı. Dün Spotify yılın özetinde bu şarkıyı 30 saat dinlediğimi öğrendim. Afagsh Neyse bai.
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Aralık 2019 Cuma
26 Ekim 2014 Pazar
Huuuu huuu!
Buraya yazmayalı 1 yıl olmuş! Kış geldiğine göre artık akşamları eve tıkılıp çizip, yazarım mantığıyla yol alıyorum sanırım.
Bu 1 senelik süreçte canımın içi anneannemi, biriciğimi kaybettim! Acısı hala çok taze ve çok derin! Mesela şu an onun bana ördüğü yeleği giyiyorum ve yeleği elime ilk aldığımda "düğmelerini en son o ilikledi!" diye her birini tek tek öptüm! Neyse... Sulandırmaya başladım, konuyu kapatalım. Öhö!
Bu 1 senelik süreçte evlendim. Sevdiğim adam hep yanımda! İyi ki evlenmişiz diyorum.
Anlatacak çok şey var, yazarım ara ara! Tık! {İlk dans müziğiydi!}
Bu 1 senelik süreçte canımın içi anneannemi, biriciğimi kaybettim! Acısı hala çok taze ve çok derin! Mesela şu an onun bana ördüğü yeleği giyiyorum ve yeleği elime ilk aldığımda "düğmelerini en son o ilikledi!" diye her birini tek tek öptüm! Neyse... Sulandırmaya başladım, konuyu kapatalım. Öhö!
Bu 1 senelik süreçte evlendim. Sevdiğim adam hep yanımda! İyi ki evlenmişiz diyorum.
Anlatacak çok şey var, yazarım ara ara! Tık! {İlk dans müziğiydi!}
7 Ekim 2013 Pazartesi
6 Ekim 2013 Pazar
"Bahar Yorgunluğu"ymuş! Pehhh!
Sonbahar; sana da s-kayım! Tık! {"Bahar yorgunluğuymuş" imanım gevredi sıkıntıdan dün!}
27 Eylül 2013 Cuma
23 Ağustos 2013 Cuma
21 Ağustos 2013 Çarşamba
Bekliyordu!
"Bu sene de amma kargo bekledim hea.." derken de kargo takibi yapmaktaydı. Üstelik bu kez diğerlerinden daha farklı bi' merak vardı sanki; kendi yarattığı şeyin yolunu gözlemek gibi...
Lara Croft muu?
Acıkınca mızmızlanmasından kendisi bile rahatsız olmuştu. "Bu böyle olmayacak!" diyerek mutfağa daldı fakat aklında bi' yemek yoktu. Kolunu kaşındıran saçından rahatsız oldu, içeri gidip saçını ördü, ellerini yıkadı ve tekrar mutfağa döndüğü sırada aynada gördüğü kendisine "Lara Croft gibi olmuşsun be ablacım! Saçlara gel!" dedi ve sonra mutfaktan çıkıp salona geçti. "Lara Croft'un mutfakta ne işi var yaaa?" dedi ve tv konsolu üzerindeki anahtarını alarak yiyecek bi'şeyler almak üzere dışarı çıktı! Tık!
Etiketler:
ben,
çizim,
hayat,
müzik,
Pandispanya
20 Ağustos 2013 Salı
Yazlık Saçmalamalar
"Olm; bu yaz mevsimi iyi hoş da bazen sıcak hava olayı abartıyor bence!" deyip, su şişesini farkında olmadan açtı ve başına dikti. Ağzına damlayacak tek bir su damlası bile yoktu sanki içinde derken dilini sokup yanda asılı duran su damlasını almaya yeltendi... Şaka şaka, yapmaz o öyle şey! Tık!
Etiketler:
ben,
çizim,
hayat,
müzik,
Pandispanya
28 Temmuz 2013 Pazar
Cunda Munda
2-5 Temmuz arası gezegenin en tatlı yeri Cunda'dan 3 gecelik bi' ısırık aldık. O kadar lezzetliydi ki tadı damağımızda kaldı. Biribid ve bidibid yanımıza kâr kaldı. {Şifreli konuşuyo böyle...} Tık!
26 Haziran 2013 Çarşamba
4 Mayıs 2013 Cumartesi
Firar
"Ben öyle durduk yere isyan eden biri değilim. Sen hiç gördün mü eften püften şeylere takılıp günlerce uzattığımı?" dedi, sonra "1 Mayıs, ne şenlikliydi o gün Kadıköy! Bu seneye kadar amma ağır şartlarda çalışmışım, şimdi anlıyorum. Emeğinin karşılığını almalı insan." diye ekledi. Sonra daldı gözleri, derinlere dalıp orada bi' sorunun cevabını aradı sanki. Başını kaldırıp "bazen çok kırılıyorum, üzülüyorum da, zaman bu, beklemiyor!" dedi. Dokunsan ağlayacak gibi bi' tavrı vardı. Anlamadık konuyu, belli ki sadece kendisi biliyordu! Tık!
29 Nisan 2013 Pazartesi
Tam olarak şöyle:
"O kadar zordan gülümsüyordu ki her gülüşünde tam binbeşyüzaltmışşş kalori yakıyordu." Tık!
18 Nisan 2013 Perşembe
Nasıl mı hissediyorum?
Bi' türlü gelemeyen bahara saydırırken birden durdu ve "nasıl mı hissediyorum? 2011 Eylül'ünde çamaşır makinesine atılmış, 2012 Eylül'ünde çıkarılmış gibiyim. Hala başım dönüyo ve kendime yeni yeni gelmeye başlıyorum. Şimdi, geleceksen gel, yoksa hiç gelme!" diye bağırdı. Sonra elindeki sarı kuşa bakıp; "kuşummmm?" deyip öpücük attı. Bak!
17 Nisan 2013 Çarşamba
Tahiti Mahiti?
Gezegenin birinde kızın birinin canı öyle bi' sıkılmış ki ayağa kalkıp "Ben Tahiti' ye tayin istiiicem, evet!" demiş. Demiş demesine fakat o iş o kadar kolay değilmiş; tam beşşş tane timsah gezdirip, bi' o kadarını da envai çeşit dokuz yapraklı yoncayla beslemesi gerekiyormuş ve tabii yıkanacak bulaşıkları hiç söylemiyorum bile! Tık!
Etiketler:
ben,
çizim,
hayat,
müzik,
Pandispanya
12 Nisan 2013 Cuma
Havalar 1500!
9 Nisan 2013 Salı
Süngüsü mü düşmüş?
O kadar sıkılmış ki canı saatte 3465 km hızla esen rüzgara kafa tutabilecek seviyeye gelmiş neredeyse... Gitmiş kendine 3 farklı renkte dondurma koymuş. Bunlardan ilki annesinin ellerindeki çillere benziyormuş. 2.si bi' ağaç gövdesine, 3.sü ise o kadar ekşiymiş ki hakkında düşünmeye bile değmezmiş. Yemiiiiş, yemiiiiş ve sonunda 3'ünü karıştırarak olağanüstü bi' renk elde etmiş. Fakat bu yeni renge güzel bi' isim veremeyecek kadar keyifsizmiş. Biraz bunu okumuş, biraz da bunu dinlemiş! Falan, filan...
Etiketler:
ben,
çizim,
hayat,
müzik,
Pandispanya
3 Nisan 2013 Çarşamba
2 Nisan 2013 Salı
Şu ara ben:
Aerobik-Pilatese yazıldım ben bugün, üzerine hayvanus bi' yürüyüş gerçekleştirdim. 11:00'da havalanan totom, 16:30'da oturabildi. Ha bu arada 1 saat kadar FB Parkında oturup kitap okudum. Geri kalan saatler, dk'lar boyunca yürüdüm! İhsan Oktay Anar'ın "Yedinci Gün"ünü aldım. Perşembe yine kendimi deniz kenarına vurup kitap okuyacağım. Canım hiç yazmak istemiyor. Tık!
Etiketler:
ben,
Fenerbahçe,
hayat,
kitap,
spor
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















