kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2014 Perşembe

Bazı günler damla sakızlı muhallebi tadında böyle...

Yine bi' kitap okumayıp, adeta yediğim günlerden biriydi. Mola vermek için ig'ye şöööyle bi' göz gezdirirken Sevgili Mürekkep Faresi'nin hesabını gördüm; birbirinden güzel dolmakalemler ve renk renk mürekkepler...Derken bloğuna ulaştım, okudum, inceledim. Lamy dolmakalemlerin renklerine ayrı ayrı vurulup "ama zor yaa dolmakalem kullanmak, sürekli doldur, kartuş değiştir." düşüncesinden nasıl bi' anda sıyrıldım ben de anlamadım. Eşime de gösterdim tabii. Dibimin düştüğünü pek belli etmiş olmalıyım ki 2 gün sonra yukarıda gördüğünüz Lamy Safari Neon Coral kapıma geldi. Sürprizin böylesi ♥
Sonra bir gün Mürekkep Faresi'nin Twitter hesabında bir çekiliş olduğunu okudum ve katıldım. Şimdiye dek hiçbir çekilişe katılmamıştım ve şanslı iki kişiden biri ben oldum. 

Hero marka bi' dolmakalem ve Diamine amazing amethyst mürekkep beklerken paketten yukarıda gördüğünüz sürprizler de çıktı: Şirin bi' ayraç, Edgar Allan Poe -ki kendisini çok severim- Dedektif Öyküleri, cici bi' note defteri ve Sevgili Mürekkep Faresi'nin harika temennisinin yazılı olduğu çok güzel bi' kart.
O kadar mutlu oldum ki kaç kere teşekkür ettiğimi bilemiyorum kendisine.  Sahil'de Kafka biter bitmez, kitabıma başlayacağım.
Sürpriz dolu günü, Fatih Erkoç'un inanılmaz keyifli akustik performansıyla kapattık. Kendisinin Türkiye'deki en iyi ses olduğunu düşünüyorum, düşüneceğim! Tık!

2 Nisan 2013 Salı

Şu ara ben:

Aerobik-Pilatese yazıldım ben bugün, üzerine hayvanus bi' yürüyüş gerçekleştirdim. 11:00'da havalanan totom, 16:30'da oturabildi. Ha bu arada 1 saat kadar FB Parkında oturup kitap okudum. Geri kalan saatler, dk'lar boyunca yürüdüm! İhsan Oktay Anar'ın "Yedinci Gün"ünü aldım. Perşembe yine kendimi deniz kenarına vurup kitap okuyacağım. Canım hiç yazmak istemiyor. Tık!

6 Nisan 2012 Cuma

Pandispanya'da 2012 Yazı:

Pandispanya'da 2012 Yazı:
Az evvel tekneden atlayıp atlayıp yüzmenin verdiği tatlı yorgunlukla kumlara uzandı. -Aslında tekneden sadece 1 kez atlamıştı. 2.de" tatilde yüzüp de kendimi yoramam" deyip, can yeleği giyerek suyun üzerinde yatmıştı sadece. Yeleğin, kollarını tuzlu suyla tahrişinden bahsetmiyordu bile!- 
Çok huzurluydu. Kış boyunca okumayı iple çektiği kitabına kavuşmuştu. "Buz gibi, limonlu bi' Miller içersem mayışır kitabımı okuyamam." diyerek, sadece su ile yetinmişti. Buz gibi değildi içtiği su. O asla buz gibi su içemezdi. -Halk arasında "antika" denilen cinstendi.- Müzik bile dinlemedi kitap sevdası yüzünden. Oysa dinleseydi, bunu dinlerdi.
Canım yaz!


5 Ağustos 2011 Cuma

Keşke ben "Elf" olarak Dünya'ya gelseydim...

"... Ama işler gerçekten de kötüye gidecek olursa, sana Korkma! demeyeceğim. Çünkü sen korkulması gerekenden korkarsın, başkasından değil; ve korku seni allak bullak etmez. Ama sana şunu diyorum: Bekleme! Sana dönebilirsem dönerim, ama sen bekleme!Elinden geldiğince hızla güneye git, hayatta kalırsam arkandan gelirim ve Beleriand'ı karış karış aramam gerekse bile bulurum seni."  Húrin Thalion

Dün, Hurin'in Çocukları - J.R.R. Tolkien, Rüzgarın Adı-Patrick Rothfuss ve Melek Yapıcı-Stefan Brjis kitaplarını aldım. Hurin'in Çocukları bu gece biter; o kadar güzel ki...
Tık!

15 Ağustos 2010 Pazar

Bi'kaç kitap okurum ...


Uzun sayılabilecek bi' aradan sonra kısa bi' not düşmek üzere buradayım. Efenim şimdi ben bu "Ölü Ruhlar Ormanı"nı bitirdim. Ondan bahsedeceğim sizlere azıcık. Şimdi şöyle ki; biraz zaman aldı okumam oysa ki kitap çok sürükleyici, yemek falan yapma, yüzmeye gitme, çalışma, 2 günlük işi var. Neyse...
Aslında tipik bi' Grange kitabı, yine seni tahminlere boğuyor. Benim tahminlerimin arasında kitabın sonu vardı. Güney Amerika, kanibalizm ve otizmle ilgili bi'çok yeni şey öğrendim ben bu kitabı okurken. Gerilim üst seviyede, heyecan ona keza... Yeri geldi; elimden bırakamadım kitabı yine.  Gözümün önünde her ayrıntıyı canlandırabildim bu kitabında da Grange'ın. 
Ben çok sevdim, tavsiye ederim. Oih!
Ha bu arada Ayşe Kulin- Nefes Nefese'yi okumaktayım. Arz ederim!
Tık! bakalım...

22 Temmuz 2010 Perşembe

Vakit geçirmece...


 Bu duyguyu seviyorum sanırım; farklı bi' iç huzur...
Daha önce de bahsettiğim üzere bendeniz bi' süredir Flash Forward isimli diziyi izlemekteydim.-internet üzerinden izliyorum üzgünüm ki- Neyse... Lost'un bünyede yarattığı hayal kırıklığını tedavi edecek en yerinde bi' dizi olduğu kanısındayım. Mükemmeldi, baştan sona mükemmeldi hemde... 10. bölüme kadar sıkıldığım, sabırsızlandığım yerler oldu. Fakat 10. bölümden sonra çorap söküğü gibiydi. 
Bazı sahnelerde heyecandan yerimde duramadım. İnternetteki aksaklıklar da sabırsızlığımı kamçıladı derken akşam bitirdim. Aslında bugüne sarkıtmıştım son bölümü ama uyuyamadım aklıma takıldı sonu. Süper bi' diziydi, yerli diziler gibi saçma değil; yani yerli dizilerdeki o en heyecanlı sahnenin bi'sonraki haftaya bırakılması yoktu bu dizide. Bu da bi'nevi izleyicilere saygıdır bence, reklamı geçiyorum. Reyting korkusu sanırım yaptırıyor bu gereksiz olayı da neyse...
Flash Forward finansal sorun nedeniyle tek sezonda kalacakmış diye duydum. Lost gibi uzadıkça saçmalayan bi' diziye bi' ton para yatırıyorsan, bu diziye esirgememelisin bence. Kitabı da varmış ayrıca ama önce kitabı okumak daha iyi olurdu bence. Final bölümünde devam edecekmiş, etmeliymiş gibi geldi ki 2016'ya endeksli durumlar vardı ya neyse...
Persons Unknown'a başlıyorum şimdi, Prison Break'e benzetenler falan da var, trailerını izledim. Bence gayet sürükleyici gibi duruyor. Bakalım bakalım...
"Haven" diye bi' dizi daha takip ediyorum ki deli saçması gibi biraz... Supernatural gibi; doğa üstü olaylar falan... Ben normalde inanmadığım olayların filmlerini izlemekten sıkılıyorum, yavan ekmek yemek gibi bi'şey bu sanki.
Sıkıldım yazmaktan. Tık bakalım!


Not: Resim buradan!

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Ooooooooiiiiih! 8)


Şu anda dinlediğim şarkıdan dolayı yazmakta zorluk çekiyorum ahah pek neşeli.. Bi' dk bitsin de öyle yazacağım. Oih! 
Tamaaaam! Bitti şarkı. Ne diyordum. Heh... Tatil resmen başladı da benim planları toparlamakta yaşadığım zorluk birazcık bunalmama sebep oldu. Bi'kaç kişi plan yapınca orta yolu bulmak biraz zor oluyor. Sabah gezi arkadaşım Yian'la konuştum. Ne zaman "şuraya gidelim miiiii?" desem beni asla kırmamıştır. Onun kadar gezmelere düşkün birini daha tanımadım ben. Bu yaz tatilime özen gösteriyorum. Yani önümüzdeki yıl benim için zorlu bi' yıl olacak gibi görünüyor. Çünkü sınıf sayım arttı. Bu da extra sorumluluk demek. E zaten yoğun çalışıyoruz, bi' de kafamdakileri yapamazsam pek heyheyli dolanırdım etrafta gibime geliyor. Neyse...
Bozcaada ya da Cunda arasında gidip gelirken Cunda'da karar kıldık. Kalabalık bi' mekan istemiyorum ben. Şöyle huzur içinde dinlenmeliyim, 2 adımda bir bi' radyasyonlu Rus kızı takılmasın istiyorum ayağıma... Bu durumda en doğru kararı verdiğimi düşünüyorum! 
Grangé- Ölü Ruhlar Orman'ını okuyorum ve şimdilik kesinlikle mükemmel gidiyor diyebilirim, tıpkı diğer romanları gibi kusursuz kurgu... Bakalım sonu ne olacak?
Oda kokularını çok seviyorum ben. Mesela şu an, çam kokusu yüzünden kafa 1500 oldu benim. Bunu da neden yazdım hiç bilemiyorum. Uzadıkça saçmalayacakmışım gibi bi' his var içimde ki zaten sıkıldım yazmaktan! Flash Forward 11. bölümdeyim. 10.bölüme kadar biraz sıkılmıştım ama 10.da bi' heyecan başladı ki offf offff offffff!
Neyse... Tık bakalım!

14 Temmuz 2010 Çarşamba

Of puf!


 Özetle:
Endişe, tatil, endişe, uyku, endişe, özlem, endişe, Trevanian-İnfazcı'yı okuyor olmak, endişe, Cunda-Bozcaada arasında sıkışıp kalmak, endişe, şok geçirmek, endişe, rahatça çizim yapabilmek, endişe, dizi ve film izlemek, endişe, endişe, endişe, endişe!
Tık!

8 Temmuz 2010 Perşembe

Vahim Meseleler Volume1: Endişede 1.safha!




Gitmeden önce üstteki evlat gibiydi biri... Acaba akşam birinin onu merak ediyor olmasından dolayı mı korktu da gelmedi? 


Bu hususta bu yazı son, başka yazı yok!
Tık o halde!


Biraz bana dair şimdi:
O kadar bunaldım ki, bi' an önce kaçıp gitmek istiyorum. Evdeyim sürekli ama bu benim devamlı çalıştığım anlamına gelmiyor. Mesela savsakladığım bi' tarih var. Bi' yanım da çok rahat, "süper bi' kurumdasın, bırak yaa, bugüne dek ekmeğini devletten kazanmadın ki?" diyor. Ben çevremdekilerden etkileniyorum sanırım. Ama neyse ki çabucak geçiyor. Rahatlığımı seviyorum. Cumartesi çocukluk arkadaşım evleniyor. Onun düğünü olmasa sınavdan çıktığım gibi Derya'nın yanına kaçardım mesela. Kara kara düşünüyorum; ailem zaten katılacak törene "gitmesem?" diyorum ama kız özellikle aradı. "El mecbur" durumları artık. Oysa çok samimi değilim. 
Benim biraz yüzmem gerekiyor, sonra çokça çizim yapmalıyım. Okumam gereken kitaplar listede 3 parmak yer kaplar oldu. Flash forward bitirilecek daha. Sonrası Persons Unknown' a başlanacak ki yeni keşfimdir; 13 bölüm sadece, Eylül'de bitiror. Demem o ki; şu sınav bitse de hayat normale dönse. Şimdi de yapabilirim tüm bunları, pek çalışmıyorum ama vicdan yapıyorum o zaman! Oih! Sıkıldım yazmaktan.
Tık bi' daha!

17 Haziran 2010 Perşembe

Dıp dıp! Dıp dıp! Nefesimi tuttum!

 Tüm kitaplar ertelendi tarafımdan sadece bu! Çok heyecanlıyım. Siyah Kan'a benziyor sanırım yani arka kapağından çıkarımım bu!
Hiç alakasız ama kulaklarımdaki ezgi de bu! Tık!

20 Nisan 2010 Salı

Katya'nın Yazı...

"Maddelerine uyulacak bi' anlaşma değildi aşk! Ya bi' bütündü, sizi tümüyle içine alırdı ya da aşk değildi.Başka bir şeydi belki.."Daha mantıklı, daha sakin birşey. Kendine göre yine güzel birşey... ama o şeyi istemiyordum ben
"Güzelliğin fazlası zekayı köreltir. Şekerin dişleri bozduğu gibi."  gibi cümleleri içinde barındıran,hayranı olduğum yazarın mükemmel romanının ismidir Katya'nın Yazı! Şibumi ile keşfettim ben Trevanian'ı ve Katya'nın Yazı geldi devamında. Şu aralar İnci Gibi Dişler-Zadie Smith- okuyorum ama geçende yine Trevanian'ın "İnfazcı"sını aldım tez zamanda okumak üzere...
"Katya'nın Yazı" nın sonunda sadece bir bölüm içimi çok acıttı. Öylece kaldım bir süre... Sonra devam ettim ve bi' solukta bitirdim. "İyi ki okumuşum" diyebiliyorum. Bu kitabı çok fazla övmüştü okuyan arkadaşlarım. Çok sabırsızlandım okurken ben, bazı bölümler gözümde uzadı da uzadı, sonuna geldiğimde elimden bırakamaz oldum.
Burada Trevanian'ın kitaplarını görebilirsiniz e-kitap halinde. Sıraya koydum, hepsini okuyacağım. Sıkıldım yazmaktan şimdilik, oih!
Keyifsiz olduğumda hep sert şarkılar dinliyorum, ters etki sanırım. Hadi bi' tık!

15 Mart 2010 Pazartesi

Shutter Island

Bu gece izledim.
Sinemalar.com Puanı : 7.0/10
I.M.D.B. Puanı         : 8.1/10
 İzlemelisiniz bence, kurgusu süper. Ama sevgili Girs-On-Blog cuğum kitabını almış ve ben O'ndan öğrendim bi' kitabı olduğunu. En güzelini yapmış, keşke ben de önce kitabını okusaydım... Neyse.... Zaman harcamak için güzel bi' film dram/gerilim severler için.
Benden bu kadar bu gecelik. Aslında dilimin ucunda o kadar çok şey var ki, bi' anlatmaya başlasam susturamamanızdan korkuyorum... 
İyi ve zarif geceler efenim...

8 Mart 2010 Pazartesi

Zıp zıp mode : ON

 
Bu aralar sanki yoruldum biraz; çok hızlı düşündüm. Bu gece bunu izleyeceğim. Her daim terapi ...

Geçen Çarşamba günü amma da mutluydum ben yaaa Beylerbeyi'nde Boğaz'a sıfır revani tatlımı tırtıklarken...
Sonra düşündüm, düşündüm, düşündüm; kararımı verdim. Mutlu ve tabii ki her zamanki gibi umutluyum...
ve şimdi kısa kısa özet geçmek gerekirse;
  • Gökyüzü bugün sarılık olmuş gibiydi.
  • Dünya Kadınlar Günü'nü kutlamakla ayrımcılığı kendimiz davet ediyoruz kanımca... Saçma bulmaktayım.
  • Grafik tabletimin kalemini kaybettim. Karalar bağladım buralarda.Oih!
  • Deprem - Oscar Töreni, ... hakkında konuşasım yok.
  • "Sözlük!!"lerime rağmen büyük küçük harf yazımında hala savaşmaktayım-anlayan anladı...- İmla önemlidir!
  • Dün D&R'dan Trevanian- Katya'nın Yazı'nı aradım bulamadım. İşin garibi onlar da getirtebilecekleri bi' şube bulamadılar. Grange- Şeytan Yemini'ni alacaktım da yorumları okuyup olumsuz etkilendiğim için vazgeçtim. "Küçük Arı"yı alacaktım ama onu da çok dramatik buldum ki bu aralar en son ihtiyacım olan şey dramatik film ve kitaplar. Ekşın Mode: ON bende bu ara :P
  • Neyyyse... Ben de İnci Gibi Dişler ve Edgar Sawtelle'nin Öyküsü adlı kitapları aldım. Bakalım bakalım.
  • Puslu Kıtalar Atlası'nı andıracak tarzda bi' Batık okumaktayım halen. Şimdi bunu okuyup da "Evacığım; senin üzerine kaç kitap devirdim ben! Ni hah hah haaaa!" diyecek hain evlada gülücüklerimi sunarım...:)
  • 7 Mayıs'ta Anathema konserine gidiyorum.
Bu yazıyı o kadar çok ara vererek yazdım ki sıkıldım yazmaktan! E bunca lafın üzerine bu dinlenir şimdi! Şiir size, şarkı bana!  ;)